buralara çocuk neşesi lazım:

burası dinlenme mekanı gibi biraz. laf kalabalığı yok, bu eksiği tamamlayalım. buralara boş konuşmayı da seven biri lazım. başka bir yerde paylaştığım bir ufacık günlüğümsü/notumsu:

matematik dersinde verilen bir akrostiş etkinliği gösterdi ki sınıfımda bir ajdar potansiyeli var. çok üzgünüm şu an:

yat yat narin
ağla ağla narin
tıkır tıkır şarkı söyle
ağla ağla narin
yat yat narin…
*
yataklarda yatıyoruz
armut gibi kalkıyoruz
tekerleme dinleyeni
ağaçtaki meyveleri
yumurtayı alan kazanır tencereyi
*
ışıklarla aydınlanırlar
şarkılar ve meyveler
ışıklar çarpışmazlar
naber hişt bebeler.
*
dilan’a
inan
kenan’a yalan
*
not al
ot al
kot al
tamam tamam
al onu da al…

buradayım

uzun zaman oldu, ruhlarımız bize yetişti. hadi bakalım. galib gibi ben de uzun bir suskunluktan sonra şöyle diyorum:
Sustuktan sonra söylenen sözler eğer aşkın sırlarına dairse, sözden daha yüksek ne vardır...

baba

"Eğer babanız sağ ise, büyümek zorunda değilsiniz. Ne güzel..."

perdenin arkasından

şimdi katlandıklarıma bakıyorum da geçmiş de katlanamadıklarıma yanıyorum. ne sabırsız insanken, sabır taşına dönmemi hayretle izliyorum.

herkese katlanıyorum sanki, herkes yanlış ben doğruyum, herkes tembel ben çalışkanım, bir tek ben çaba gösteriyorum, bir tek ben hayret! ediyorum, sadece ben telaşlıyım, sadece ben yetiştiremiyorum bir şeyleri. her şeyleri ben yapıyorum da herkesler benim sırtımdan geçiniyor gibi… dünyanın yükünü sırtlamışım gibi. “ama neden hala elde sıfır var bilemiyorum” çözümlemelerine girmeyeceğim, elde sıfır yok, bir yığın tecrübe var. bana sabrı öğretememiş olmaları gerçeğine yüz çevirmiş olsam da(kendimle çeliştim)

sabırsızlığımı annem şöyle tanımlardı: “2.5 ay daha dayanamadın. bari 7 aylık doğsaydın!”

ustume dusmez ama

ustume dusmez ama bende soyle bir cozum fehmettim.
malum devlette ogretmen salla basi al maasi(sozum boyle olmayanlara degil lutfen alinmasinlar ama buyuk cogunluk boyle maalesef).ogrenci neden calisir? cunku oss var ilerde kazanmasi gereken para icin isi bulmak icin vs..
ogretmen neden ogretmez? ana sebeplerden biri bilgi eksikligi(dolmadan tasan bardaga catlak derler)
cunku mecburiyeti yok kirk yilin basi bir mufettis gelir sonra rahat.adam neden rahatini bozup yeni seyler ogrenmeye calissin ki.

diyorum ki.....
oss gibi ogretmenlere de sinav olsun.ve ve ve her ogretmenin maasi kalitesine yani aldigi puana gore verilsin. mesela bu yil bilmem su kadar butun ogretmenlere zam yapildi degil de, ilk bine yuzde su kadar ilk on bine su kadar zam. son bine de yuzde su kadar ceza olarak maaslarindan kesim yapilsin...
buldugum (ben kim oluyorsam..)en kesin ve dusundugum zaman bile heyecanlandigim bir cozum iste.(kendimde bir ogretmen olarak yani)

Çözüm Ortada

Çözüm ortada öğretmenlerden aksaklıkların dönütünü adamakıllı almadıkları müddetçe çözemeyecekler. Sorunu sorun olarak görürse sistem çözüm kolaydır. Bütün mesele bunları bir sorun olarak görmemeleri.

koşarak gelen

Tören bitmiş, askeri kurallar yerine getirilmiş ve artık onlar son yolculuklarına uğurlanacaklar. Yan yana tabutlar. Bir anda koşmaya başlayan kız çocuklarını gördüm. Babalarına koşuyorlardı. Kanım dondu. Durdum. Yüzüm düştü. (ve ben gözyaşı gecelerine düştüm)

Hiç tartışmam, dünyanın en güzel görüntüsüdür, bir kız çocuğunun babasına doğru koşması. Her adımda saçları bir o yana, bir bu yana salınır. Yüzünde bir mutluluk! Kız çocukları böyle koşar babalarına. Dünyanın en güvenilir insanının kollarıdır koştukları. Kız çocukları böyle koşar babalarına. Gülerler. Kendilerinden emin. Kız çocukları böyle koşar babalarına. Sarılırlar. Sonra, baba mı o sevginin içinde kaybolur, yoksa kız çocuğu mu babasının kollarında, bilemem. Benim hissettiğim, tam bir kayboluş ve sonra yeniden varoluş duygusudur. Kız çocuğu, nar tanesi.

Türkiye de Eğitimin Sorunları 7

***Öğretmenler yaptıkları iş nedeniyle kendilerinden dönüt alınmayan bir guruptur.
***Alınan dönütlerin de eleştirel olmasından çok “oooo acayip güzel olmuş” şeklinde olması istenmektedir.
***Öğretmenler bu ülkede saygınlığını yitirmiştir.
***Hem ekonomik hem sosyal olarak hem de yetkinlik olarak saygınlığını yitirmiştir.
***Bunun nedenleri bir alt başlık olarak şu şekilde özetlenebilir.
1. Öğretmenlikte bir nesil yetiştirme ideali kalmamıştır.
2. Öğretmenler mezuniyet ve göreve başlamadan sonra kendini yetiştirememekte değişimi olumlu yönde yaşayamamaktadır.
3. İdeali olanlar da yıpranmakta ortama uymaktadır.
4. Hizmet içi eğitimler yetersizdir.
5. Oysa en çok hizmet içi eğitim alması gereken bir meslek gurubudur.
6. Var olan hizmet içi eğitimler içerik ve eğitmen bakımından çok kötü durumdadır.

Türkiye de Eğitimin Sorunları 6

***Televizyon/Teknoloji kültürü aksiyoner ve popüler bir öğrenmeyi gerçekleştirmektedir.
***Derinlemesine bir öğrenme üniversiteye kadar hatta orada bile mevcut değildir.
***Hâkimi olmadığın hiçbir “şeyin” alternatifini ortaya koyamazsın.
***Kitap derinlemesine bilginin kaynağıdır.
***Okunurken Aksiyoner bir faaliyet teşkil etmediği için yeni nesil film/internet/telefon/televizyon karşısında kitabı sıkıcı bulmaktadır.
***Havuç denen dizi kahramanının babasından her cep telefonu istediğinde Türkiye de cep telefonu satış rakamlarının yükseldiği vakidir.
*** Batı dan gelen –ki yerlisi yoktur ya da amatörcedir-çizgi filmlerin arka planda neme nem puştlukların sunulduğu vakidir.
***Bu durum bağımlılık yapan internet oyunlarında da mevcuttur.Merak edenler için http://www.uyandirmaprojesi.com/

Türkiye de Eğitimin Sorunları 5

*** Türk Dili çocuklarımız tarafından kullanılamamaktadır.
***Yetişen nesil beşten biri seçerken hazır ifadelerden faydalanmakta cümle kurmamaktadır.
*** Kelime denilen "aleti" kullanma becerisini kazanamamaktadır.
***Okuryazar istatistikî oranları gerçeği yansıtmamaktadır.
***Nesil okumamakta ve yazamamaktadır.
***Bir insanın tasavvuru mahiyetine hakim olduğu kavram kadardır.
***Neslin konuşurken kullandığı kelime çadır kültürü kelime sayısından fazla değildir.
***Bizimki de fazla değil ya.
***Azıcık ta olsa Nihat Sami Banarlı okuduk ve kitapçı ifadesinden deneme sınavı/konu testi satış merkezi anlamıyorduk.
***Ve araştırma için ilk aklımıza gelen adres internet/Wikipedia değil kütüphane idi.
***Teknolojiye karşı değiliz velakin teknoloji bize karşı.

İçeriği paylaş