muhtar tarafından Cum, 07/04/2008 - 00:51 tarihinde gönderildi.
Gürültülü bir ırmağın içinde yuvarlanırken biri çıkıp "bugün kandildi değil mi?" dediğinde...
...o kadar büyük bir parça kopuyor ki içimden...
aklıma okul dönüşü selmanağa camiinde kuran okuyan günlerim geliyor, kandil geceleri dolaştığım diğer tüm camiler. nicedir aramadığım dostlarım.
nicedir kendimi dinleyemediğim...
sırf bunun için kandil nimetinin sahibine şükür makamındayım...
istan tarafından Paz, 06/29/2008 - 19:44 tarihinde gönderildi.
"
Yitik öyküdür
Tarihten iki ayrı coğrafyaya damlayan
İki yürekte durmadan kanayan
Seydunayla Şahrud.
Yüreklerinin akarken bıraktığı izi birbirlerinin gözlerinde aradılar yoktu.
İki iklim farkıydılar
Ne zaman göz göze değseler yangın çıkmayacak denli uzaktılar.
Yalnızca aynaların dökülen sırrına yansırdı
Üçüncü bir kente düşmüş suretleri.
ŞAHRUD; gökyüzü geliniydi,
Yüzüne bulut inse dolardı masal gözleri.
Bir solukluk rüzgârda bile,
Usul usul kanardı gelincik bedeni.
Seyduna; yeryüzü cehennemi
Ölüm çağırır uçurumlarda sınardı sevdasını.
…
Yalnız ufuk çizgisinde buluşurlardı
Onu da güneş günde iki kez ateşe verirdi.
İki iklim ayrıldılar
'Ya Şahrud' dedi Seyduna
'Gözlerime mermi diye sevdanı sürdüm,
Ardına bakma, gözyaşınla vurulursun, su gibi git'
Şahrud’un yüzüne keder mayın gibi durdu.
Ve zaman gözlerinin su yeşiline kuruldu,
istan tarafından Cts, 06/28/2008 - 00:30 tarihinde gönderildi.
"
Giyiniktim.
Evlerinin önünden geçtim. Sadece kadınlar uyanıktılar. Bir de kediler, balıklar… Hiç kimse bir yere gitmiyordu. Usulca ayrılmış, ölçülü ve cam kırığı kadar pürüzsüzdü. Oradaydı, pencerenin hemen yanı başındaydı. Orada olmak zorundaydı. Aynıydık. Aynı kalmaya samimi bir ısrarımız vardı. Yürümüyorduk. Ayaklarımız baskıdaydı; çünkü yürüdüğümüzde yorulmuyorduk durduğumuz kadar. Kolay değildi öylece duruyorduk. Parçalarımızı çekiştirip sıkıca tutuyorduk. Şunun şurasında neyimiz vardı öyle sahiplenecek.
Ne var… Önceden orada olmamış, azar azar gelmesini beklediğimiz… Sarı mı, turuncumu, rengi var mı? Kimsenin görmediği yerdeyiz, kimsenin görmeye tenezzül etmediği anda. Yine de oradayız işte. İçimizdekini koruyorduk. Dışa yansıtmadan içimizdeki ipuçlarını yiyorduk. Yanaklarımızı yiyorduk, dudaklarımızı, gözlerimizi sonra akan yaşlarını… Yaramızı giyiyorduk.
seyyahin tarafından Çar, 06/25/2008 - 23:49 tarihinde gönderildi.
AHMED YÜKSEL ÖZEMRE HOCA VEFAT ETTİ.
Türk ilim ve fikir dünyasının mümtaz simâsı, gönül insanı, Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre bugün saat 11.00 civarında vefat etti.
25 Haziran 2008
Azîz hocamız Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre, 25 Haziran 2008 Çarsamba günü sabahı Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur. Cenâzesi 26 Haziran 2008 Perşembe günü ikindi namazına müteakip Üsküdar Yeni Camiî (Gülnûş Vâlide Sultân Camiî)'nden kaldırılıp, Karaca Ahmet Sultân kabristanındaki aile kabrine defnedilecektir. Cenab-i Hakk'tan, aziz hocamıza rahmet, başta muhterem ailesi olmak üzere yakınlarına ve sevenlerine sabırlar ihsan eylemesini niyaz ederiz.
seyyah tarafından Salı, 06/24/2008 - 21:20 tarihinde gönderildi.
Zırt pırt ikaz edilmişim ayak uydurmam konusunda
Koca tugay uygun adım atan cilveperest mangaların
Gündem tayini için inhisarına bırakıldıysa
Bileğimi fırsat buldukça tükürükleyip
Şaklatmam mı kimin ağzında düdük varsa
Uyluk kemiğimi bu sebepten kırdılar
Ben de diz çökmedim bahane bu ya...
( İsmet Özel - John Maynard Keynes'ten Nefretimin Yirmi Sebebi)
hudavendigar tarafından Cts, 06/21/2008 - 23:42 tarihinde gönderildi.
noluyor bu insanogluna,hayret ediyorum,korkuyorum Allah'ın gadabından..dün gece sanırım 00:23 civarı sıçramayla uyandım.duydugumdan sandım ki yeryüzüne cennet müjdelendi..olaki avrupa kupasıymış bizim beraatimiz ...resmen gece inledi..bu nasıl bir körlük Allah ım sen koru bizi..yanıbaşımda uyuyan kızıma baktım ve RABBİM nolur azab etme bize dedim.şu sabii hürmetine...
neye seviniyoruz Allah aşkına neye?hayatımıza bir bakın ne hale geldik.içim aglıyor..çocuklarımız Allah demeyi bilmeden takım marşlarıyla büyüyor,yazık o masumlara,yazık bizlere ki ne yazık...kınıyorum,binlerce,yüzbinlerce,sonsuz kere kınıyorum...bu maç sevdasında olanlarıda akıllı saymıyorum..
hangi akıl,içi gaz dolu ...(varın orayı siz doldurun) peşinde hayallerini umutlarını ve paralarını feda etmeyi kabul eder!? bence bu cesedden 'natık'ın' çıktıgı ve sadece 'hayvan'ın kaldıgı bir vakıadır...
Deli tarafından Cum, 06/20/2008 - 14:18 tarihinde gönderildi.
hicrân-ü elem sine-i pür hûnumu dağlar
mahrûm-ı emel gönlümü dünyaya ne bağlar
öldürdüğünüz aşk-ı perişanımı gömdüm
bir türbe ki ruhum gelen ağlar, giden ağlar
istan tarafından Per, 06/19/2008 - 23:31 tarihinde gönderildi.
"evet ilk aşk gibi bir şeydir ilk açılış
artık dönüş yoktur
kuşku bağışlanmasa da
tedirginlik doğal sayılabilir
ancak
yürümenin dışında bütün eylemlerin adı
kaçış kaçış kaçıştır." (i.çiçek)
haziranda mesel aşk mıdır bilinmez ama çağcıl düş sokaklarında bir sürmeli şehzade urun urun bozgunlardan, damıtılmış hüzünlerden, semirtilmiş yalnızlıklardan sıyırarak gövdesini ağlamaktadır bir selatin caminin şadırvanında...
"savm u salatın kazası var ama sensiz geçen vaktin kazası yoktur" diyerek kazaya bıraktığım secdeleri kaşlarının arasından alıp göğe armağan kıldım...
Haziranda Aşk Meseli
1.
Saçlarındı, sevdalara kamçılayan beni
Ve yağmurlara koşturan gözlerindi hep
Gözlerin ki durmadan hüznü giyinen
Haziran kuytularında.
Aşk, yanmaktır haziranda
Yürümek ve yürümektir belâlara
Aşk, ölümü tene düşürmek
Tine dehşeti, kül gibi
İçi kızıl gül gibi
hudavendigar tarafından Per, 06/19/2008 - 10:03 tarihinde gönderildi.
iyiler ve iyilikler nerede?''Allah'ın gör dedigi yerden bakan Allah'ın gösterdigini görür''
adana,dörtyol,erzin,mersin,silifke,mut,karaman,konya.....istanbul
.......
......
.....
....
...
..
.
dostları görmek gerek,meclisinde olmak gerek...sıla-i rahim ne güzel..
SIR tarafından Çar, 06/18/2008 - 18:48 tarihinde gönderildi.
sükunet ve suhuletle izliyorum!
|