ggaahhh!

"merhaba sahibinin kendisine merhabasıdır." kabilinden sahih bir merhaba...

demiri gözlerinde eriten bir hecenin yanılgısıyla geçen bir yıldan sonra düştüm dizlerine, ey! güzel kokulu istanbul...

taş

muhtemel ki yazmıştım daha önce de bu şiiri. ama iyidir yani, güzeldir... okunur bi kez daha...

Taş

Merhametsiz kalpleri sana benzettiler,
Sana ruhsuz, sana dilsiz dediler.
Halbuki senindir değirmendeki beste.
Seninle biçim verir ruhuna heykeltraş,
Sana yanılır dert, sana vurulur baş.
Milyonlarca yıl, milyonlarca insanın baktığı taş
Sensin süsleyen mehtabı, surlarla sütunlarla
Çeşmeler, kemerler senden yapılır.
Senden yapılır Allah'a uzanan merdivenler
Namaz vakti müslümanlara senden haykırılır

Allah günahkâr kulları taş edermiş
Görmedim, ama inanırım.
Bir gün gelecek, gökten de yağacaksın sanırım.
Taşlar vefa, taşlar ebediyet
Taştan başka ne bırakır tarihe medeniyyet?

İnsanoğlu taş olup baş yarar
Taşı üst üste kor bina yapar ve bir yandan durmadan yıkar.
Ve bir gün uzatırlar boylu boyunca şehrin musalla taşına,
Yine bir taş dikilir başına

gemiler artık kendime yol alıyor...

suskunluğun misafiri olmaktan haz alıyor yüreğim..! musalla taşındaki cesedin suskunluğu kadar suskunum... konuşmalara küstüm..! gemiler artık kendime yol alıyor...

tik taklar...

1. esrar'ı özledim.
2. elleri yüzüne kapayarak, bir yer olsa yüzünü de bir yere kapayacak.. öyle hıçkıra hıçkıra...
3. o şiiri okumak için neler vermezdi... "umutsuz kuşlara baktım..."
4. bir hastane odasıydı, pencereden "umutsuz kuşlara baktım..."
5. muharrem temiz kasetim vardı, aspar'da kaldı...
6. dudaklarım kurudu, adını derken kanamış, türküde sallanan baş, nasıl yıkıyor duvarları, vitrinleri, dünyaları ...
7. muhtar derdi ki, şiir rahme düştü mü duyardık eskiden, işte duysun şimdi:

adım haramilerin yanına yazılmaz
babam -kulağıma ilk okunan hikayedeki-
hani şu başkasının tarlasından geçerken
hayvanının ağzını bağlayan
Said'in babasıdır
ve fakat,
nasıl bir hattatlık ki ustadan çaldığım,
kesilen kolumdaki pıçağını özleyen acı
bir türlü bırakmıyor peşimi

8. gözlerindeki acemiliği yalanlayan
ağzındaki ustalık

9. dağlar kışımış/yolcum üşümüş...

İstan

bir geldi, pir geldi, esti gürledi, gitti.
molla'nın zenginhanesinde, nice türküler devşirildi, nice çaylar koyulaştı, mahabbetin engin denizinde yelken açıldı, lakin ehl-i sohbet cabulkada kaleme almadığına göre bu şöleni, o zevkten hala dört köşe olsalar gerektir...

04-02-2010

1- Keşke ölseydik günlük. Akli olarak pek yerinde bir istek değil mi? Doktora mı gideyim? Sen de gel benimle. Kim daha arıza görelim. Bak burada arıza derken A.rıza’dan bahsetmiyorum günlük. O benden daha temiz bir dost. Şimdi gelelim bu benim pek de akil olmayan dileğime. Neyse günlük senle tartışmayacağım. Hiçbir şeyin belli olmadığı bir dünyada her şeyin an be an değiştiği bir dünyada değişmeyen tek şey inançlarımızdır. Değişim korkutucudur günlük. Korkarız. Yıllardır beynimize kazıdığımız tabularımız yerle bir olursa “ben”den çok fazla ayıramadığımız bu tabularla beraber “ben”de yıkılır. İşte bu yüzden inançlarımıza daha bir sarılırız. Din bunun dışında iman boyutunda bir yerlerde günlük. Füruata girmeyeceğim. Ben icat ettiğimiz inançlardan bahsediyorum. Evet, haklısın bidat demeliydim en baştan. İstersen bu bidatlere tabu diyelim… Tabu oynamayı seviyor musun? O nasıl bir oyun ki?

Dışarıda kar, gönlümde har... (DENGE)

''Tecellayı cemâlinden habibim nev-bahar ateş
Gül ateş, bülbül ateş, sünbül ateş hah u har ateş

Şua-ı afitâbındır yakan bilcümle uşşakı
Dil ateş, sine ateş hem dü çeşm-i eşkibar ateş

Hayali şem-i ruyinle aceb mi yansa cân u dil?
Nigârım gel de gör kalbimde ateş ah u zar ateş.

Ümid-i afiyet besle mi bu cân yârdan hâşa
Saçar oldukça gözden ol nigâr-ı gülizâr ateş.''

ziyan bir ömrün kıyısında..

Yaktığım gemilere bakıyorum büyük hayranlıkla başımı kalbimin üstüne eğip..
Hayranlığım hem yükselen alevlerin ihtişamına hem de kendime nasıl her şeyi hiçe sayıp yaktığım için..
Benim adım Tarık bin Ziyan..
Bin ziyan..
Hep ziyan..
Yol ziyan..
Yok ziya’n..

bi dakka...

istatistikleri verdik, dünyada bilmem kaç milyon mayın var, bilmem kaç milyon silah satılıyor, 100 kişinin serveti dünyanın diğer yarısını doyurabilecek kadar çok vs vs vs. hadi gidelim artık. gayet güzel oldu. şarkı da çok evrenseldi hani. hip hop şu sıra dünyaya hakim bir müzik stili. duyarlı insanlar bi dakka dedi olup bitene. coşkun kalabalık da insanlık için bir şeyler yaptıkları inancının verdiği rahatlıkla eve döndüklerinde güzel güzel uyuyabilirler sıcak odalarında. hem o ellerimizdeki "one minute" yazan levhaları da insanlık için bir şey yapmış olmanın delili olarak evlerimizde bir yerlere asabiliriz. "bana inanmazsan bak levhaya, gittim, oradan aldım. yani oradaydım. sonra eve döndük çay kahve içtik evdekilerle bir süre daha bu konu üzerine tartıştık. yahu dedim ne kadar da adaletsiz bir dünya" bıdı bıdı bıdı.

hayırlı sabahlar..

J.D Salinger

Gönülçelen'in yazarı, ruhkıran düşmanı, insanın tavan kirişlerini yükselten muhterem yazar Salinger 91 yaşında irtihal-i dar-ı bekâ eyledi. ruhu şâd olsun.

bir yakınım ölmüş gibi üzüldüm...

İçeriği paylaş